sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sınav etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Eylül 2013 Cuma

BİRAZ DA SİZDEN...


İşte bir öğrencimin kağıda yansımış duygularından bir kesit... 


İnsana sonsuzluk hissini veren kocaman bir hayat… İşte bu beni ben yapan. Özgürlüğümdür beni mutlu kılan. Hayatımı kendim yönetebilmem, en iyi şekilde düşünebilmem ve kendime yön verebilmemdir benim için önemli olan. Yaşamayı, bu mükemmel hayatı çok seviyorum. Her şeyden zevk almasını biliyorum. Hiç bilmediklerimi de kendime öğretiyorum. Gelişim ve değişime de çok önem veririm. Her günüm bir öncekinden daha güzel ve başarılı olmalı. Ve bunun için de elimden gelen her şeyi yaparım yapıyorum da. Amacım bir an önce hayalimdeki olmak istediğim bana ulaşabilmek. Her yönüyle mükemmeli bulmak istiyorum. Herkes bunun zor olduğunu söyler. Ama zoru severim ben. Şunu da gayet iyi biliyorum ki insan inandıktan ve istedikten sonra engeller ve bir tarafa çekilir. Yaşama sebebimin farkındayım. Asla vazgeçemeyeceğim hedeflerim var. Ve çok iyi bir hukukçu olmak istiyorum. Böylece her şeyi başarabileceğime ve mutlu olacağıma inanıyorum. Sosyalleşmek de benim için son derece önemli. Fakat istediğim seviyeye henüz ulaşamadım. Hayatımın farklı bir amacı da insanlar… Uğurlarında her şeyi yapabilecek kadar çok seviyorum onları. Her insan aslında yalnızdır Ama çevresinde sevdiği ve sevildiği insanlar oldu mu daha anlamlıdır diye düşünüyorum. Her insanla iletişimde bulunarak kendime farklı bir anlam katıp başkalarına da yeni bir şeyler kazandırdığıma inanıyorum. Ben öğrenmeyi seviyorum. Bu nedenle ailem, arkadaşlarım, dostlarım, öğretmenlerim ve çevremdeki herkes beni çok yakından ilgilendiriyor. Onlar için canımı bile verebilirim. Bu kadar yoğun bir sevgi… Hayat felsefem gibidir bu ‘’ Sevmek ve Sevilmek’’. Bunların yanında dışa dönük birisi olmama rağmen negatiflerimi hep içimde yaşarım. Çok yakınımdakiler hariç bunu herkes bilmez. Geçenlerde kendimle yüzleştiğim bir gün insanları mutsuz etmekten, sıkmaktan korktuğum için bunu yaptığımı düşündüm ama doğruluk payı ne kadar tam bilmiyorum. Kendimi tamamlamak için kişisel gelişimle ilgileniyorum. Gelişimin yanında da beni çok mutlu ediyor. Kendim, insanlar ve hayat hakkında düşünmek bana farklı bir anlam katıyor. Çoğu zaman da bunları kâğıda aktarıyorum. Ayrıca günlük tutmayı seviyorum. Hayatın ve her insanın gizemli bir denklem olduğunu düşünüyorum. Zamanımın bir kısmını da bu denklem çözümleri için ayırıyorum. Bir anda bunları unutup karamsarlıklar da yaşamıyor değilim. Ama kendimi kurtarmasını da biliyorum. Doğrusu bilmek zorundayım. Zaman kaybetmeye gelmez. Hedeflerim beni bekliyor.Bunları hiçe saymam benliğimi kaybetmektir benim için. Kendime güveniyorum. Her zaman yüreğimde yaşama sebebimi sevgiyle saklıyorum. Ve ben yaşadığım sürece o hep orda kalacak. Ben ise hep ileride…

Kendimi bildim bileli Tarih’i çok seviyorum. Fakat hazırlık sınıfında tarih derslerinin olmayışı ve özellikle Lise 1’deki öğretmenimizin Tarih’in ve görevinin bilincinde olmaması açıkça beni tarih’ten soğuttu. Fakat Tarih’e duyduğum sevgi hiç azalmadı. Şu ana kadar Tarih Hocalarımın, içimde taşıdığım bu öğrenme coşkusunu benimle paylaşmadılar o kadar. Ben ise bunu paylaşarak öğrenmek istiyorum. Bütün bu olumsuzluklara rağmen geçmişini bilen, bugünün bilincinde ve geleceğe hakim çok iyi bir hukukçu olmak istiyorum. Tarihi en iyi şekilde sizinle öğrenmeye hazırım. Sizi ilk gördüğüm anda çok sevdim. İlk defa sizin gibi Tarihi coşkulu severek anlatan bir hocam var. Bu inanın guru verici. Anlatım tarzınız, içtenliğiniz, bilgi seviyeniz, her şeyle üstünsünüz. Tarihe yeni bir can vermiş gibisiniz. Bu nedenle kendimi çok şanslı hissediyorum. ( Sizin gibi bir hocam olduğu için ) Eğer Tarih konularını sizinle işlersek ( umarım öyle olur ) ÖSS’de meslek hayatımda da çok başarılı olacağımın garantisini verebilirim size. Sizi tanımak güzel ve mutluluk verici. Şunu da eklemek istiyorum; kendimi sizde buluyorum. Demek tam uygun olur mu bilmiyorum ama olmak istediğim ‘ben’ e çok paralel bir kişiliğiniz var. Bu nedenle sizi daha çok seviyorum. J  

diyor sevgili öğrencim.. Aslında mütevaziliğime yakışır şekilde (öhö öhö) benimle ilgili bölümleri bir an çıkarayım dedim. Ama bu ukala yanımı  ve her insan gibi egolarım olduğunu inkar etmek olacaktı. Bu da dürüstce değil . O zaman... bırakalım kalsın dedim.. Hatta "bakınnnnn neler yazmış benim çocuklarımmmmm"  bile demek istedim :))) Ama işin açıkçası güzel hislerimin anlaşılır olduğunu ve kabul bulduğunu görmek ve yeni başlangıçlar yapacak gücü bulmak benimkisi... 


Ve eklemeden geçemeyeceğim.. Bu yazıyı yazan öğrencimle hala görüşüyor, paylaşıyoruz. Ve o artık gerçekten bir hukukçu.. Ve gerçekten her geçen gün kendini besleyen bir hukukçu... Onunla gurur duyuyorum:)))


19 Ağustos 2013 Pazartesi

YANINIZDAKİ OLMADAN YAŞAMAK...

Yine alıntı bir yazı yine kıssadan hisse...Çok hoşuma giden yazıları paylaşmamak haksızlık gibi geliyor...


Geçenlerde yağan kar nedeniyle birçok kaza yaşandı. Bunlardan birisi zincirleme bir kazaya karışan ve çok şükür kendisine bir şey olmayan bir kadının başına geldi. Korkuya kapılan kadın ilk iş olarak eşini aradı ve eşinin ilk cevabı  Arabada bir şey var mı?” oldu…

Bir başka kadının doktor randevusu vardı. Tek başına gitmeye çekindiği bir randevuydu. Fakat yakın bir akrabası olmadığından tek başına gitmesi gerekiyordu ve eşine söyledi ama gelemeyeceği için ısrar etmedi. Sadece randevu saatini söyledi ve dua istedi... Muayene sonucu korktuğu gibi olmadı, sonuç iyiydi. Eve geldi ve eşinin randevunun nasıl geçtiğiyle ilgili bir şeyler sormasını bekledi… Aradan on beş gün geçti. Hala
bekliyor...

Bir adam arabasından inerken kaydı ve düştü, ayak bileği incindi. (Sonradan kırık olduğu anlaşıldı.) Kapıda kendisini karşılayan eşi arkadaşıyla konuşuyordu. Adam canının yandığını, ayağının kırılmış olabileceğini söyledi. Ama kadın “Aaa, öyle mi?” diyerek arkadaşıyla konuşmaya devam etti, adam donakaldı... Hala donmuş durumda, duygusu yok...

Bir başka adam babasının hasta olduğunu öğrendiği için akşam babasına uğramak istediğini söyleyince, eşi “Ama dışarıda yemek rezervasyonumuz vardı.” cevabını alınca üzüntüsünü içine attı...

Ve daha birçok örnek... Her gün yaşadığımız, yaşattığımız... Kendimiz için önemli olan bir şeyi karşımız için aynı önemde görmediğimiz onca olayın içinde kalpler kırılıyor. İlişkiler can çekişiyor. Bazı önemli olaylar vardır, bunların ıskalanması telafisi zor aralıklar koyar insanların arasına. Sonra herkes unutmuş gibi yapar. Bazen çaresizlikten, bazen de durum acı verse de ilişkiyi bitirmek için yeterince büyük görülmediğinden...

Fakat hesap bir gün kabardığında, çok küçük bir rüzgar gelir ve çok güçlü zannedilen ilişkiler dağılıp gider. Yıpranma yıllar sürer, yıkılması ise bir andır. Bazen hiç ummadığınız bir şey gelir ve sizin çok sağlam sandığınız her şeyi alır götürür. Küçük ihmaller, hiçbir zaman küçük değillerdir. Altlarında daha derin
düşünceleri örterler. Bunların başında da “Sana değer vermiyorum!” düşüncesi vardır veya “Senin acın beni ilgilendirmiyor!” düşüncesi...

İşte ruh birlikte eğlenebildiği ama birlikte acısını paylaşamadığı ruha karşı soğur. İnsan, karşısındaki insanın kendisini ne kadar sevdiğini verdiği hediyelerle ölçmez çoğu kere. Böyle durumlarda sınanır sevgi. Ve insan sınanana kadar ne kadar sevildiğini bilemez. Ne kadar sevdiğini de. Sevgi sınar çoğu kere ve bazıları kaybeder çok azı da kazanır...

Bu günlerde kaybedenler çoğunlukta görünüyor. Sanıyorum ki bir nedeni de yanımızdakinin acısına duyarsızlaşmamız...Hep eğlenceli bir şeylerin peşinden koşmamız... Ve sadece kendimiz için yaşama
çabamız...
Oysaki yanımızdaki olmadan yaşayamayacağımızı unutuyoruz.

____ Alıntı ____